Sorrento ve Capri Adası

Falezler üzerine kurulmuş, doğal terasları ve eşşiz manzarası ile oldukça romantik bir İtalyan kasabası Sorrento. İtalyan şair Tasso’dan adını alan Tasso Meydanı kasabanın en hareketli ve popüler meydanıdır. Tasso meydanında güzel bir cafe veya restauranta yemek yiyebilir, Corsa Italia caddesindeki lüks mağazaları gezebilir, daracık Via San Cesareo sokaklarında kaybolup, hediyelik eşya, sabun, limoncello vb. ürünler satan dükkanlara bakarak aklınızı yitirebilirsiniz.

Bizim Pompei’den Sorrento’ya varmamız akşam saatlerini buldu. Akşam üzeri bu caddelerde kalabalığı yararak yürümek oldukça zor. Valizlerimizi otelimize bıraktıktan sonra bu şirin kasabayı keşfetmeye ve güzel bir restaurant aramaya çıkıyoruz.

Meydandaki restaurantlardan birinde karnımızı doyururken sokak showlarına denk geliyoruz. Tiyatro gösterilerini ve yöresel kıyafetlerle dans edenleri izlemek oldukça keyifliydi. Şanslıyız:)

Ertesi gün Capri Adasına gitmek için limana iniyoruz, feribot biletlerimizi aldıktan sonra yarım saatte Capri’deyiz. Bizim şansımıza deniz durgun, keyifli bir yolculuk geçiriyoruz.

İnanılmaz bir yer burası, hayal gibi…huzur dolu….Sanki bu dünyaya ait değilmiş gibi…Sanki cennetteymişsiniz gibi…

Havalı cabrio taxileri, vilları, şık butikleri, cafeleri, beyaz ceketli ve papyonlu garsonları, dünya jet sosyetesinin havalı ablaları size ölümlü bir dünyada olduğunuzu hemen hatırlatıyor ve bu dualiteyi iliklerinize kadar hissediyorsunuz:)

Capri Adası Capri ve Ana Capri olmak üzere iki bölgeye ayrılıyor. Feribottan Capri Bölgesine Maria Grande ‘ye iniyorsunuz. Ana Capri ise adanın yukarı kesimleri. Dünya jet sosyetesinin lüks villaları Ana Capri’de. Büyük bir ada ve gezebileceğiniz pek çok noktası var. Adanın hakkını vererek gezmek isterseniz 2 gün konaklamanız gerekebilir. Ama otellerin ve restaurantların pahalı olduğunu hatırlatırım. Biz günü birlik gelmeyi tercih ettik.

Limanın hemen karşısına sıralanmış cafelerden birine oturup, bu manzaraya karşı kahvemizi içiyoruz.

Ardından hemen cafelerin yanındaki finiküler gişelerinden biletlerimizi alıp güzel bir manzara eşliğinde yukarı çıkıyoruz.

Finikülerden inince karşımıza çıkan manzara karşısında şaşkınlıktan donup kalıyorum. Arkadaşım kendime getiriyor beni:) Gözlerime inanamıyorum. Büyüleyici gerçekten. Kıpırdayamıyorum, sadece bakıyorum, beynime kazımak istiyorum gördüklerimi. Hiç unutmamak istiyorum ve hiç bir yere gitmek istemiyorum.

Seyir terasından sürükleyerek çıkarıyor beni Haluk ve şehrin içine doğru ilerliyoruz. Şık mağazalar, hediyelik eşya dükkanları, cafeler, restaurantlar oldukça hareketli. Cadillac taxilerin üstü kesilmiş ve yeniden dizayn edilmiş. Bu taxilere binerek adanın etrafını gezebilirsiniz. Birazcık pahalı ama değer:)

Şehrin her tarafından müthiş manzaralar yakalayabiliyorsunuz. Coğrafi yapısı itibari ile doğal bir güzelliğe sahip Capri Adası.

Öğle yemeği için manzarası güzel bir restaurant buluyoruz. Yemek ve blush siparişimizi verip manzaranın tadını çıkartıyoruz.

 

Keyifli bir öğle yemenin ardından Capri sokaklarında kaybolma zamanı… en sevdiğim:) Nereye gittiğini bilmeden, sadece ayaklarının götürdüğü yere gitmek ve keşfetmek….Bence tatilin anlamı bu…

Capri’nin daracık sokaklarına dalıyoruz. Her yer tablo gibi…Sürekli fotoğraf çekmek istiyorum Her yer o kadar fotojenik ki nereyi ölümsüzleştireceğimi şaşırıyorum. Limon bahçeleri, bengovilli sokaklar, küçükcük dükkanlar aklımı başımdan alıyor. Haluk’tan veto yeyince normale dönüyorum:) İşte size benim gözümden Capri sokakları….

Vaktimiz az olduğu için adanın diğer taraflarına gidemiyoruz. Akşam üstü feribotu ile Sorrento’ya dönmemiz gerek. Ve yorgunluktan ölmek üzereyiz. Bu daracık sokakların sonunda bir anda Umberto Meydanında buluyoruz kendimizi. Etrafı cafelerle dolu bu meydan çok keyifli. Burada bir mola vermelisiniz. Biz öyle yaptık. Soğuk Limoncellolarımızı sipariş edip, kalabalığı seyre daldık.

Akşam feribotu ile Sorrento’ya döndük ama benim aklım  Capri Adasında kaldı. Daracık sokakları, adanın her köşesinden ayrı güzel muhteşem manzaraları, üstü açık havalı taxileri, meydanlarda toplanmış cafe ve mağazaları ile gönlümü çaldı Capri…

Sorrento’daki otelimizde biraz dinlendikten sonra akşam yemeği için Sorrento sokaklarında kayboluyoruz bu defa… Sahil tarafına iniyoruz, burası başka bir güzel…Doğal terasların üzerinden geçip, dehlizlerin içine giriyoruz. Aşağıda gördüğünüz fotoğrafta çok belli olmuyor ama sahil boyunca salaş balıkçı restaurantları var. Denizin kenarında, tahta masalı şirin balıkçılardan birine oturuyoruz. Balıklarımızı söylerken gönül yanında rakı içmek istiyor ama nafile… Şarapla idare edip balıkları gerçekten öldürüyoruz:)

Dehlizlerden geçip tekrar yukarı çıkıyoruz. Manzaralar müthiş….

Sorrento’nun daracık sokaklarında biraz alış-veriş yapıyoruz. Limonçellolu kurabiyelerden daha çok alsaymışım keşke…Çok lezzetliydiler, tavsiye ederim. Sorrento’nun meşhur dondurmasını da yedikten sonra odamıza çekiliyoruz.

Sabah erkenden kalkıp otobüs ile Napoli Havalimanına doğru yola çıkıyoruz. Sorrento’dan direkt Napoli Havaalanına giden otobüsler var. Tren istasyonunun önünden kalkıyorlar. Saatlerini kaldığınız otelin resepsiyonundan bile öğrenebilirsiniz. Muhteşem manzaralar eşliğinde 1-1,5 saatte havalimanına varıyorsunuz.

Diğer seyahatlerimde buluşmak üzere. Unutmayın Ne Haliniz Varsa Gülün:) Hayat Gezince Güzel….

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 56 = 57