Motosiklet ile Sicilya Turu / 2.Bölüm (Brindisi Di Montagna- Amalfi Kıyıları-Tropea)

Brindisi’de kahvaltımızı yaptıktan sonra fazla oyalanmadan yola çıkıyoruz. Zira 400 km ye yakın yol yapacağız. Rotamız Salerno üzerinden Amalfi Kıyıları ve Sorento’daki kamp alanımız Camping Nettuno. Burada 2 gün konaklayacağız.

Hava çok sıcak. 38 derecede yol alıyoruz. Bu yüzden neredeyse 2 saatte bir mola veriyoruz. Zaten 1,5 saatten sonra beyninizin patlayıp, kaskın içinden boynunuza doğru akacağını hissetmeye başlıyorsunuz. Tam da bu duygular içerisinde yol alırken Salerno yakınlarında tatlı, sıcak bir yaz yağmuru ile serinliyoruz. Oldum olası yağmurda motosiklete binmeyi çok severim ama bu yağmura aşık oluyorum:)

Potenza’ya doğru muhteşem dağ ve orman manzaralı yollardan geçerken tepede bir kasaba dikkatimizi çekiyor. Motosiklet ile seyahat etmenin en güzel taraflarından biri de rotanızı plansız değiştirebilmeniz. Hayata gelişine vurup Brindisi Di Montagna Köyünü keşfederek gol atıyoruz. Virajlı dağ yollarından geçerek en tepeye ulaşıyoruz. Yol ve manzaramız harika.

Yol boyunca gördüğüm manzaralar ile adeta efsunlanıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kasabaya vardığımızda ise ne kadar doğru bir karar verdiğimizi görüyoruz. Tipik bir İtalyan köyü. Köy meydanında bir kilise ve kilise avlusunda oturup dedikodu yapan yaşlılar (İtalyanlar dedikoduları ile meşhurdur:) , daracık sokaklar, çiçeklerle süslü, pencelerinden çamaşır sarkan  köy evleri beni başka diyarlara götürüyor. Tüm bu manzarayı uzun uzun inceliyorum ve her kareyi fotoğraflıyorum. Evlerin kapıları ardına kadar açık. Camdan cama bağırarak birbirleri ile konuşan İtalyan kadınlarını izlemek çok keyifli. Belli ki köyde herkes birbirini tanıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Biz köye 4 motosiklet ile girince oldukça dikkat çekiyoruz. Çünkü turistlik bir yer olmadığı için yabancılara pek alışkın değiller. Köy meydanındaki yaşlılar neden buraya geldiğimizi soruyorlar:) Öğle yemeğimizi burada yemek istiyoruz ama köyün tek restaurantı siesta’da olduğu için bu mümkün olmuyor. Köyde ingilizce konuşabilen kimse yok ama beden diliyle tüm İtalya ile anlaşabilirsiniz. Hayatım boyunca unutmayacağım bu şirin köye veda edip, rotamıza geri dönüyoruz.

İtalya’nın güneyinin tam ortasında, başkenti Potenza olan Basilicata Bölgesi‘ndeyiz.  Etrafımızda büyük şehirlerden alışmış olduğunuz görkemli katedraller, müzeler ve saraylar yok.

Genel olarak değerlendirirsem;17 günlük İtalya seyahatim boyunca dikkatimi çeken en büyük nokta tarıma gösterilen önem ve özen oldu. Basalicata Bölgesinde yol boyunca dağ ve orman arazisi görüyorsunuz. Calabria ve Sicilya Bölgesinde ise  tarım arazileri dikkatinizi çekiyor. Narenciye bahçeleri, zeytinlikler, sebze ekili tarlalar ve meyve bahçeleri göz alabildiğince önünüzde uzanıyor. Bu bölgelere ilerleyen yazılarımda değineceğim ama şimdi size Basalicata Bölgesindeki dağ manzaralı yolları göstermek istiyorum.

Temiz dağ havası ile ciğerlerimizi doldurduktan sonra midemizi de doldurmak için Potenza girişinde şirin bir köy restaurantı buluyoruz. Ristorente Bar Trattoria’nın sahibi tipik bir İtalyan köylüsü. Sevimli, cana yakın, samimi ve tek kelime ingilizce bilmiyor. Verdiğimiz yemek siparişlerinin bir çoğunu yanlış getirdi ama olsun:) Ev yapımı şarap ve makarna ile şarküteri tabağı oldukça lezizdi.

Karnımızı doyurduktan sonra tekrar yola çıkıyoruz. Amalfi Kıyılarına hava karardıktan sonra varabiliyoruz. Amalfi’nin tüm o virajlı yollarını gecenin kör karanlığında geçmek beni biraz strese sokuyor ama ertesi gün yoğun trafiği, kural tanımayan araç ve scooter sürücülerini  görünce bunun daha hayırlı olduğunu anlıyoruz. Amalfi kıyılarında araç veya motosiklet kullanırken çok dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Özellikle scooter’lar o virajlı yollarda deli gibi sollama yapıyorlar.  Virajlar oldukça keskin. Sonunu göremediğiniz S ve U şeklinde, birleşmiş bir çok viraj geçeceksiniz. Sürücüler için keyifli, artçılar için stresli bir yol:)

Kamp alanına ulaşmamız gece yarısını buluyor.  Motorları susturup sessizce kamp alanına süzülüyoruz. O yorgunluğun üzerine bir de karanlıkta çadır kuruyoruz:) Vahh çileli başım:))) Ancak sabah uyanınca nereye geldiğimizi fark edebiliyoruz. Burası cennet olmalı, yoksa biz o virajlarda öldük de cennete mi düştük:)))

 

Villaggio Camping Nettuno, Sorrento’nun en uç kısmında, Capri adasının tam karşısında kalan, kamp yapılabilecek ender güzel Camping tesislerinden biri. Duşlar ve wc’ler temiz. Duşlarda saç kurutma makineleri mevcut. Elektrik ücretli olarak sağlanıyor. Yanınıza Avrupa’da kullanılan 3 uçlu dönüştürücü prizlerden almayı unutmayın. Benzicilerden de kolaylıkla temin edebilirsiniz. Denizi ve sahili çok güzel. Kamp alanının sahil şeridi boyunca, gün içinde bir şeyler yiyip-içebileceğiniz pek çok beach bar, cafe ve restaurant bulunuyor. Beach barların önündeki şemsiye ve şezlonglar ücretli. Kamp alanın içerisinde alış veriş yapabileceğiniz bir market ve kahvaltı edebileceğiniz bir restaurant da mevcut. Restaurantın saat 07:00 ile 10:00 arasında kahvaltı servisi var. Ama kruvasan ve müsli dışında pek bir şey yok. Yani biz Türklere göre değil:) Onun yerine marketten tüm kahvaltılık ihtiyaçlarınızı karşılayarak, kendinize kallavi bir kahvaltı sofrası hazırlayabilirsiniz. Uzun süre kamp yapanlar için güzel bir yöntem ama biz 1 gece daha kalıp sabah erkenden yola çıkacağız. Bu nedenle gözümüze hoş bir beach bar kestiriyoruz ve Allah ne verdiyse mideye indiriyoruz:) Bulduğumuz mekan o kadar keyifli ki öğle yemeğini de orada yiyip bütün günümüzü orada geçiriyoruz.

İspanya’da Sangriasız, İtalya’da Spritzsiz duramam:) Bu alkollü kokteyl İtalyanlar tarafından yemek öncesi aperatif olarak tüketiliyor. Campari veya Aperol ile yapılıyor. Campari ile yapılanı daha sert. Aperol ile yapılanının içimi daha kolay. Turuncu renkli, ferahlatıcı spritzlerimiz ile dünün yorgunluğunu atıyoruz. Zira yarın şiddetli bir yolculuk bizi bekliyor:(

Akşam yemeği için kimsenin kolunu oynatacak hali yok. Bütün gün Beach Bar’da o kadar çok yedik ki yemek görmek istemiyoruz. Onun yerine marketten ev yapımı şarap alıp peynir tabağı ve şarap ile geceyi geçiştiriyoruz. Ev yapımı şarapların litresi 4 euro. Fıçının içinden boş cola veya su şişelerine doldurup veriyorlar. İnanılmaz lezzetliler. Neredeyse tüm seyahatimiz boyunca ev yapımı şarap içtik. İtalya’da su, şaraptan daha pahalı:)

Sabah 06:00 da teker döner:) Bu yüzden motosikletleri geceden kamp alanının dışına çıkarıyoruz. Sabah erkenden kalkıp sessizce çadırlarımızı toplayıp Sorrento’ya veda ediyoruz. Gece geçtiğimiz için göremediğimiz Amalfi kıyılarını gündüz gözü ile dolaşıp Lamezia Terme istikametine doğru ilerleyeceğiz. Bugün gitmemiz gereken yol 400 km kadarcık:(

Amalfi kıyıları, italyanca ismi ile Costiera Amalfitana, Sorrento ve Salerno şehirleri arasında kalan bölgeye deniliyor. Positano, Praiano, Amalfi, Ravello, Marmorata, Minori, Maiori bölgenin en bilinen kasabaları. Bölgenin coğrafi yapısı gereği denize dik yükselen dağlar ve falezler üzerine kurulmuş olan bu kasabalar, tablo gibi manzaralara sahip. Bütün kasabaların  sahil şeridi varken sadece  Ravello kasabası dağ eteklerine kurulu. Ravello kasabasından neredeyse bütün Amalfi kıyılarını görebilirsiniz. Amalfi Bölgesinin tadına varabilmeniz için en az 2 gün bu bölgede konaklamanız gerekiyor. Bu seyahatimde bunu gerçekleştirebilme fırsatım olmadı. Bu yüzden plaj, yemek, restaurant vs. önerilerinde bulunamayacağım. Biz sadece bu kasabaların önlerinden geçtik. Yemek yeme, denize girme veya kasabaları gezebilme fırsatımız olmadı. Tabi motosiklet ile olduğumuz için avantajlıydık çünkü bu güzergahı yürüyerek geçmek ile motorla geçmek arasında pek bir fark yok. Yani bölgenin kokusunu (her şehrin bir kokusu olduğunu biliyor muydunuz? Ben bunu bu seyahatimde keşfettim), rüzgarını, güneşini, insanlarını vs. o bölgeye ait her şeyi hissedebiliyorsunuz.

Sabahın erken saatlerinde çıkmamızın büyük avantajını yaşıyoruz. Öncelikle yollar boş, bu yüzden trafikte rahat ilerliyoruz ve öğle sıcağına kalmıyoruz. Çünkü motosiklet ile 38 derecede, yoğun trafikte ilerlemek en büyük sorunlardan biri. Kahvaltı için Praiano Kasabasında mola veriyoruz.

 

 

 

 

 

 

Praiano dışındaki diğer kasabalarda mola verme yada etrafı gezme fırsatımız maalesef olamıyor. Yolumuz uzun olduğu için çok sıcaklara kalmadan bu virajlı yolları geçmek istiyoruz. Ama başka bir zamanda hakkını vermek şartı ile sözleşip vedalaşıyorum Amalfi Kıyıları ile… İşte motosiklet üzerinde yakalayabildiğim karelerden bir kaçı…

Amalfi-Ravello Yolu üzeri;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Marmarota Kasabası;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Minori Kasabası (Bence en güzel kasaba burası, akşam geçerken de farketmiştim. Gece hayatı ve   plajları oldukça renkli görünüyordu. Bir daha ki ziyaretimde konaklama bölgesi olarak bu kasabayı seçeceğim.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aklımı ve ruhumu Amalfi’de bırakıp Battipaglia‘ya, mozeralla peyniri yemeğe gidiyoruz. Başkenti Napoli olan Campania Bölgesi, mozeralla peynirinin anavatanı sayılıyor.

Battipaglia’dan geçerken bir çok mozzerella peyniri üreticisi ve showroomlarını göreceksiniz. Mozzerella, Napoli lehçesinde ‘kesmek’ anlamına gelen mozzare kelimesinden türetilmiş. Aynı zamanda ismini yapım tekniğinden de alıyor.

Biz, yolumuzun üzerindeki Franco’s Pizza’ya uğradık. Burası hem pizzaları ile meşhur hem de mozzerella peynir üretimi ile. Üretim tesisinin tam karşısında pizza restaurantı bulunuyor. Franco Abimizin pizza restaurantının duvarları, İtalya’nın ünlü futbolcuları, sanatçıları ve sosyetik güzelleri ile çektirdiği fotoğrafları ile süslü:)  Sağolsun, bizi mozzerella peynirinin yapım aşamalarını görmemiz için üretim tesisinin içine girmemize izin verdi.

Mozzerella’ları videonun sonunda da gördüğünüz gibi önce bütün olarak getirdiler. Fotoğraflarını çektikten sonra dilimleyip servis ettiler. Peynirler daha yeni yapıldığı için ılıktı. Yolunuz bu bölgeye düşerse mozzerella peyniri yemeden dönmeyin.

Lamezia Terme’deki kamp alanımıza akşam saatlerinde varıyoruz. Camping Ulisse’ye girmemizle çıkmamız bir oluyor. Dere yatağının kenarına kurulu, dev gibi sivri sineklerin bol olduğu, tesis olarak da yeterli olmayan korkunç bir yer. Hemen kendimize bir otel buluyoruz. Hotel Pradiso o anlık ihtiyacımız doğrultusunda bizi kurtaran bir otel. Odaları geniş, temiz ve kahvaltısı kötü değil. 2 gece bu otelde konaklayıp etrafı gezeceğiz. Lamezia Terme yazlık evlerin olduğu, oldukça sakin bir bölge. Burada yapabileceğiniz hiç bir şey yok. 

Biz sabah kahvaltısından sonra 80 km yol alıp Tropea‘ya gittik.

Tropea denize karşı, kayalıkların üzerine kurulmuş muhteşem bir sahil kasabası. Denizi enfes. Restaurantları, hediyelik eşya dükkanları, dondurmacıları ile oldukça keyifli bir bölge. Buralara kadar gelmişken otelinizi Tropea’da yapmanızı ve en az 1 gece 2 gününüzü burada geçirmenizi tavsiye ederim. İşte sizi Tropea meydanında karşılayan manzara.

Tropea meydanındaki Gelateria Tonino‘ya uğrayıp Tartufi siparişini veriyoruz. Tartufi İtalya’nın Calabria Bölgesine ait dondurmalı bir tatlı çeşidi. Beyaz çikolatalı, çikolatalı ve fındıklı çeşitleri var. Top şeklindeki bu dondurmanın içi sürprizlerle dolu. Yemeden dönmeyin.

 

 

 

 

 

 

Dondurmalarımızı yedikten sonra sahile iniyoruz. Lido Azzurro  hem merkeze yakınlığı hem denizi ve kumsalı hem de servis kalitesi ile tercih edilebilir bir beach bar.

 

 

 

 

 

Deniz sonrası duş almak için bardan jeton almanız gerekiyor. İtalya’nın pek çok halk plajında bu sistem uygulanıyor. Duşmatiklere 1 euro attığınızda tuzlu sularınızdan arınabilirsiniz:)

 

 

 

Lido Azzurro’da akşama kadar vakit geçirip, akşam yemeği için kasaba meydanına çıkıyoruz. Son derece hareketli olan meydanda güzel bir restaurant bulup karnımızı doyurduktan sonra geldiğimiz 80 km yi geri dönüp otelimize gidiyoruz.

Yarın Sicilya bölgesine, konaklama noktamız olan Cefalu’ya gideceğiz ve yolumuz yaklaşık 300 km…Kulağa çok hoş geliyor değil mi:)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 33 = 40