Klavye Delikanlıları Klavye Yosmalarına Karşı…

Sosyal Medya hesaplarının kartvizit yerine kullanıldığı günümüzde, bu hesaplar üzerinden başlayan aşkları çok duyar olduk. Sonu evlilikle bitenleri bile var. Halbuki eskiden öyle miydi? Görücü usulü tanışmalar, yan komşunun yeğenleri, bir arkadaşımın arkadaşının arkadaşları vs… Referanslar sağlamsa gözü kapalı gelin güvey olunurdu. Şimdi böyle şeylere kimsenin ihtiyacı yok, bu da güzel bir şey bence. Sosyal Medya aşkları genellikle bir arkadaşınızın arkadaşı değildir. Onu  sokakta ya da bir arkadaş  ortamında değil akıllı telefonunuzun  ekranında görmüşsünüzdür. Belki bir fotoğrafı hoşunuza gitmiştir, belki hobileri dikkatinizi çekmiştir. Bir şekilde iletişime geçersiniz ve frekansınız tutarsa kendinizi bambaşka bir alemde bulursunuz. Sanal ilişkiler işte böyle başlar.

Doğal olarak insanlar, sosyal medyada tanıştığı kişiye karşı ilk önce ön yargı ile bakar. Kimdir? İyi mi yoksa kötü niyetli biri midir? Gerçek şudur ki sosyal medyada tanıştığınız kişinin kapı gibi bir referansı yoktur. Onu, sorduğunuz sorulara size doğru cevaplar verdiğini umarak tanırsınız.  Yüzünü bile gerçekten görmediğiniz bu kişi, size baştan sona bir senaryo yazarak, istediği kimliğe bürünebilir. Siz de öyle tabi..

Bir çoğumuz, sanal alemde kendimiz olmayı beceremiyoruz. Olmak istediğimiz ama olamadığımız kimliğimizi, yaşamak istediğimiz ama yaşayamadığımız hayatımızı başkalarına sunuyoruz. Yani sanal alem için sanal kimlikler oluşturuyoruz. Fake hesaplar açıp, içimizde kendimizle yüzleşmeye korktuğumuz yanımızı, sosyal medyada başka kimliklerle yansıtıyoruz. Kızdığımız insanları taciz edip, aklımızca intikam alıyoruz veya sınıyoruz. Evliysek bekarMIŞ gibi davranıyoruz. Fakirsek zenginMİŞ gibi yaşıyoruz. Mutsuzluktan ölsek de mutluyMUŞ gibi poz veriyoruz. Yani MIŞ gibi yapıyoruz. Takipçi sayımıza, fotoğraflarımızın aldığı like sayısına bakarak kendimizi popüler ve vazgeçilmez olarak değerlendiriyoruz.

İşin enteresan tarafı sanal flörtler en çok evliler arasında yaygın. Üstelik fiziksel birliktelik olmadığı için vicdanen son derece rahatlar, çünkü ihanetten sayılmıyor.  Evli kadın gerçek hayatta kocasından göremediği ilgi ve alakayı sanal alemde arıyor. Başka bir erkek tarafından beğenilmek ruhunu okşuyor ve mutlu oluyor. Keza evli olan adamlar da evliliğin rutinliğinden kurtulmak için sanal alemde çapkınlık turlarına çıkıyor. Evinde bulamadığı huzuru ve neşeyi sanal alemde flörtleşerek gidermeye çalışıyor. Tabi bu gruptakiler Külkedisi misali saatler 19:00 u gösterdiğinde bal kabağına dönüşüyor:) Yani aslında en vahim durumda olanlar bu gruptakiler çünkü bütün hayatlarını kendilerini kandırarak, bir yalanın içinde geçiriyorlar. Vazgeçmeyi göze alamadıkları şeyler yüzünden bir ömür mutsuz yaşamaya mahkum oluyorlar. Bir de eşinden ve sevgilisinden yeni ayrılmış olan, ayrılık travması yaşayan ve arayışta olanlar var. Onlar da kendilerine yara bandı bulmak için sosyal medyanın ganimetlerinden faydalanmaya çalışıyorlar. Çivi çiviyi söker misali Allah ne verdiyse saldıran tipler….

” Allaamm sen koru Yarappiimm:)”

Sanal flörtleşmenin çok eğlenceli olduğunu kabul ediyorum. Ama her şeyi dozunda bırakın. Dışarıdaki gerçek yaşamdan kaçarak sığındığınız telefon ekranı sizi yalnız, üzgün ve kaybetmiş biri yapmasın. Gerçek dünyadan kopmadan sanal alemin keyfini çıkarın. Fazla ciddiye almamak kaydı ile kendinizi oyalayabilirsiniz. Aksi takdirde Siri’ye bile aşık olabilirsiniz:)

Sosyal Medyadan bir aşk doğar mı sorusuna cevap veremem çünkü kişilere göre değişir. Gerçekten dürüst  ve gerçek hayatını sosyal medyaya yansıtan birini bulabilme ihtimalinizin oldukça zayıf olduğunu düşünürsek bana pek inandırıcı gelmiyor. Kaldı ki bu platformda verilen sözler, vaadler, gönderilen kalpler ve öpücüklerin gerçek dünyada hiç bir geçerliliği yok. Gerçek hayatta yüz yüze görüşüyor olsanız bu kadar çok öpülmez ve bu kadar çok sevgi gösterisine tabi tutulmazdınız:) Gerçek dünyada aşkınızı emojilerle değil eylemlerinizle yaşarsınız. Klavye delikanlıları ve yosmalarının gözünüzü boyamasına izin vermeyin. Emin olun Siri bile onlardan daha dürüst:)

NOT: TDK’ya göre “Yosma”  genç ve güzel, şen-şakrak, baştan çıkarıcı kadın demektir. 

Bir erkeğin gerçek hayatında gösteremediği maskülen ve centilmen erkek tavırlarını sanal alemde göstermek ne kadar kolaysa, kadınlar için de gerçek hayatında gösteremediği bastırılmış kadınlık içgüdülerini, feminen ve seksi tarafını sanal alemde göstermek o kadar kolay. O yüzden kimin ne olduğunu asla bilemeyeceğiniz bir dünyada görmeden, duymadan, dokunmadan hatta koklamadan bir aşk yaşanmaz. Size hoş gelen şey egolarınızın beslenmesidir. Beğenilme ve takdir edilme ihtiyacınızın karşılanmasıdır. Çünkü havalarda uçan kalpler, öpücükler ancak beyninizi kandırır. Kalp asla bu oyuna gelmez.

“Beyin aptaldır, beyninizi kandırabilirsiniz ama kalbinizi asla kandıramazsınız.”

Günümüzde herkesin derdi düzgün bir ilişki yaşamaktır. Ama hepimizin göz ardı ettiği bir şey var. “İlişki” kavramından ne anladığımız. Herkesin ilişki anlayışı farklıdır. Kimi için sabahları “günaydın”, akşamları “iyi geceler” mesajları bir ilişki için yeterliyken, kimisi için sadece bedensel birliktelikler, kimisi içinse fiziksel ve duygusal paylaşımlar ilişkiyi tanımlar. Fiziksel ve duygusal bir birliktelik yaşamak istiyorsanız sanal dünya size göre değil, çok canınız yanar. Ama diğer iki grup için sanal alem müthiş bir platform. Böylece bir ilişki yaşamadan ilişik olarak birbirinizin hayatında istediğiniz kadar kalabilirsiniz.

Hayata ve ortak bilince katkısı olması dileği ile,

Ne Haliniz Varsa Gülün…

Sevgilerimle…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 60 = 63