Kalp ile Bağını Koparmak

“Kalp ile bağını koparmak” …. kulağa ne kadar zalimce geliyor değil mi? Ne anlıyoruz bu ifadeden? Belki bencillik, belki zayıflık, korkaklık belki de vicdansız ve hatta robotik bir yaşam…

İlk aklınıza gelen bunlar ve benzerleri ise aslında gerçeklikten ne kadar uzak olduğunuzu gösterir.

Freud bu konuyu şöyle özetlemiş: “İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların tecrübe dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir. ”

Materyalist dünya görüşü insanı çıkmazlara sokar. Manevi değerlerin yokluğunda, insanlığımızı kaybetmiş gibi hissederiz ve yaşadığımız hayat yalnızca acı vermeye başlar. Aklımız başka bir şey, kalbimiz bambaşka şeyler ister. Duygularını yoğun yaşayanlar kalbinin sesine doğru yol alırken aklın söylemleri önemini yitirebilir. Aklının sesini dinleyenler ise büyük duygusal boşluklara sürüklenebilir. Mantığımız ile duygularımız arasındaki bu büyük savaşta asıl kaybeden benliğimiz olur.

En zalim olanlarımızın bile bir kalbi ve sevme potansiyeli vardır. Nasıl bir hayat yaşıyor olursak olalım, başımıza ne işler gelirse gelsin değişmeyen tek şey sevme potansiyelimizdir. Bir insanın sevme kabiliyetini kendisine olan sevgisi gösterir. Kendisini sevemeyen birinden başkasını sevmesini bekleyemezsiniz. Kendisine değer vermeyen başka birine de değer vermeyecektir.

Hayat yolculuğumuzda yanımızdaki insanların bazıları artık yanımızda olmayabilir. Çocuklarımız büyür, bazı dostlar artık dostumuz olmaz ve bazı aşklar da kalbinizi terk eder. Bize acı veren ve artık ihtiyacımız olmayan bu bağları koparmak için önce bu durumu kabullenmeyi öğrenmeliyiz.

Kalp bağını koparmayı gerçekleştirmek, ilişki bağlarını koparmak ya da çevremizdeki kişilerle ilişkilerimizi tamamen sonlandırmak anlamına gelmez. Kalp bağını koparmak; mevcut durumda artık nasıl seveceğimizi, nasıl daha dengeli ve sağlıklı bir bakış açısıyla iletişimde olacağımızı ve aynı zamanda bize ayak bağı olan saplantılarımızdan nasıl kurtulacağımızı ifade eder. Yani kısaca olaylara ve kişilere bakış açımızı değiştirmektir. Bir başkasına güvenmek yerine kendimize güvenmeyi, kendimize inanmayı ve kendimizi sevmeyi öğreniriz. Böylece kendi kalbimiz ile bağlantı kurabilir ve büyük resmi daha net görebiliriz.

Karşı taraf ile kalp bağımızı koparıp duygusal özgürlüğümüzü ilan etmek, kendi ihtiyaçlarımıza göre daha verimli bir hayat sürmek, kendimize büyüme ve ilerleme fırsatı vermektir. Kimseyi incitmeden yaşamak, kimsenin esareti altında olmamak, aşk, çocuklar, arkadaşlıklar, iş hayatımız ve hatta gerekirse aileye bile bağlanmadan yaşayabilmek demektir.

Kalp ile bağı koparmak kalpsiz ve vicdansız olmanız anlamına gelmez. Aklınız ve kalbiniz aynı şeyi söylüyorsa doğru yoldasınız demektir. Eğer sadece kalbinizin sesini duyar ve ya sadece aklınıza yatanı hayatınızda uygularsanız diğer tarafınız eksik kalır. Hayat bir dengedir. Terazinin her iki kolu da eşit olmalıdır. Biri diğerinden ağır basarsa dengesizlik durumu oluşur.

Her ne kadar kabullenmekte zorlansak da hayatta hiç bir şey; iş de, aşk da, para da, dostluklar da sonsuz ve kalıcı değildir. Her şey olması gerektiği zamanda, olması gerektiği gibi olur ve yolunu bulur. Önemli olan geleni ve olanı sevgi ile kabul etmektir. Kabule geçmek de tecrübe gerektirir.

Bence Freud’un söylemek istediği şey işte tam bu noktada devreye giriyor. Tecrübeli insanlar, kalp ve akıl arasındaki savaşı en doğru şekilde yönetebilenlerdir. Bizim bu savaşı yönetme şeklimiz, sükûneti sağlamamız yaşamımızın temelini ve hatta kaderimizi oluşturur. Duygularını yönetebilen hayatını yönetebilir.

Hayata ve Ortak Bilince Katkısı Olsun….

Ne Haliniz Varsa Gülün…

Sevgiler….

Yazıyı Spotify da podcast olarak dinlemek için;https://anchor.fm/selma-eruzun/episodes/Kalp-ile-Ban-Koparmak-etab71

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 + 8 =