İnsan Neyle Yaşar

Tolstoy’un “İnsan Neyle Yaşar” kitabını okumadıysanız mutlaka okuyun. 80 sayfalık, 6 bağımsız hikayeden oluşan küçük ama dev bir kitap. Kitaba adını veren ilk hikaye oldukça etkili. Tanrı, meleklerinden  Azrail’i lohusa bir kadının canını alması için dünyaya gönderir. Azrail kadına acır ve Tanrı’nın huzuruna çıkarak kadının ruhunu alamadığını söyler. Tanrı’nın cevabı ise şöyle olur; Git kadının ruhunu al, sonra da şu üç kelamımı öğren:

İnsanda ne var?

İnsana ne verilmemiştir?

İnsan neyle yaşar?

Bunları öğrenince yine göğe döneceksin.  Soruların cevapları kitapta var:)

Son soru ne kadar zor değil mi…Beyin yakıcı, zorlayıcı, sorgulama ihtiyacı hissettiren….

Bireysel olarak hayattan ne istiyoruz ve neyle yaşıyoruz?

Hayattan sürekli bir şeyler ister dururuz; bana aşk lazım, sevgi, huzur, para, eş,çocuk lazım.. Bana birkaç yeni insan lazım…Yeni bir ilişki.. araba, ev…. Bu liste böyle uzar gider…Sürekli istiyor, sürekli tüketiyoruz.  Bazen mutluluktan uçuyoruz,  bazense dipsiz bir kuyunun içinde debelenir buluyoruz kendimizi.   

İnsan  dönüşebilme yeteneği olan mucizevi bir organizma. Bu dönüşüm sinsi sinsi ve o kadar derin gerçekleşiyor ki, oluşturduğun yeni kimliğinin farkına bile varmıyorsun. Öyle bir an geliyor ki  aynadaki aksini tanıyamıyorsun. Halbuki hayattan neler istemiştin ve şimdi ne haldesin.  Aslında sana muhteşem bir aşk lazımdı, sevgi ve beraberinde çok para vs… Oysa hiç yoktu hesapta  kendini bu isteklerinin  içinde  kaybetmek. Hayatımızda oradan oraya koştururken, kelebekler gibi uçarken ya da dipsiz kuyularımızdan çıkmaya çalışırken, arzularımızın içinde kayboluyoruz… İstiyoruz ki biri bize el versin, omuz atsın, eksiğimizi tamamlasın. Aslında sana, seni çok iyi dinleyen, ihtiyaç duyduğun anda sana doğruyu gösteren bir SEN lazım. Başkaları ancak kendinde olanı verebilir sana. Asıl ihtiyacımız olan  kendimizizdir. Tutunacağımız tek bir dal vardır o da KENDİMİZ. Tüm bu kargaşada sana SEN lazımken, eksik kalmışsındır kendinden…İhmal etmişsindir kendini. Ruhunu takip edememiş, zihninin gürültüsünden kalbinin sesini duyamamışsındır.

Hep başkalarının hayatında can bulmaya çalışırız.  Priz muamelesi yaparız karşımızdakine kendimizi şarj etmek için. Onların enerjisi ile beslenmeye meyilliyizdir. Oysaki başkalarının ışığından, enerjisinden sonsuza kadar faydalanamayız. Kendimiz ışık olmayı öğrenmek zorundayız. Çünkü bugün sana ışık olan o yeni insanlar, yarın bir şekilde hayatından çıkınca sen yine karanlıkta kalacaksın. Seni yalnızlığından ve karanlığından kurtaracak olan tek kişi yine SENSİN. Ve bunu sen, SEN olarak yapmalısın. Kendini büyüttüğün kadar büyüksün. Sorunlarının tek çözümü SENSİN.  İçindeki potansiyeli çoğaltmak tamamen senin kontrolünde. Kendinle baş başa iken mutlu olabilmeyi öğrendiğin  zaman , mutlu olabilirsin.   Kendini en iyi SEN koruyabilirsin, SEN bilebilirsin…

Senin tanıman gereken, keşfetmen gereken yeni bir SEN var içinde.  Kendine ve hikayene sahip çık.  Kendini bilmek kaynağı bilmektir ve kendini bilen hayatı bilir. İnsan ancak kendisiyle yaşar. Ailemiz, eşlerimiz, çocuklarımız hayatımızın tuzu biberidir. Hayatının asıl kaynağı SENSİN. Diğerleri sadece lezzet katabilir hayatımıza. 

Sana en çok SEN lazımsın. 

Hayata ve ortak bilince katkısı olması dileği ile…

Ne Haliniz Varsa Gülün…

Sevgilerimle,

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 + 5 =