İçimizdeki Ergen

Birer yetişkin olsak da hepimizin içinde küçük bir çocuk hep vardır. Kimimiz onu besleriz, kimimizse ruhumuzun derinliklerine gömeriz. Bazılarımız ne kadar yaş alsa da içimizdeki meraklı, deli dolu, yargısız, öğrenmeye aç çocuk sayesinde hayata çelme takarız. Bana göre içimizdeki çocuğu çocuk olarak bırakmak ve büyümesine izin vermemek iyidir. Bazılarımız ise içlerindeki o çocuğu sevmez ve bir an önce büyütmek ister. İster ki büyüsün ve gerçek bir Ergin olsun. Bu bir seçimdir ve kimseyi bu konuda yargılayamayız. Ama o çocuğu Ergin yapacağız diye Ergen seviyesinde bırakmak, kişinin hem kendisine hem de çevresine yapacağı en büyük kötülüktür. Yani ya çocuk kalın ya da gerçek bir yetişkin olun.

Eminim hepinizin çevresinde içinde bir Ergen barındıran Ergin insanlar vardır. Etrafınızı dikkatlice incelerseniz kolayca fark edersiniz olanları. Hatta kendinizi bile analiz edebilirsiniz. Belki sizin içinizde de çocukluk ile yetişkinlik arasında sıkışmış bir Ergen yatıyordur:) Etrafımızdaki ve içimizdeki ergenleri keşfetmek için önce ergenliğin nasıl bir şey olduğunu hatırlayalım. Hepimiz ergen olduk sonuçta:)

Ergenlik bir insanın başına gelebilecek en zor dönemdir. Seni çocukluktan yetişkinliğe taşımak için hormonların tüm vücuduna savaş açar. Duygusal ve fiziksel olarak arafda kalırsın. Ne cennetesindir ne de cehennemde. Yani ne çocuksundur ne de yetişkin. Kendini bir türlü ifade edemezsin. Büyüdüğünü ve artık her şeyi bildiğini idda edersin ama kimse sana inanmaz.

Bedenini bir türlü sevemezsin. Sesin ya çok kalındır ya çok ince. Göğüslerin ya çok büyüktür ya da çok küçük. Ya uzunsundur ya kısa…Yüzündeki sivilceler kabusun olur. Sokağa bile çıkmak istemezsin. Saçların bir türlü istediğin gibi şekil almaz.

Marka takıntıların vardır. Arkadaşının marka ayakkabılarından sende olmaması dünyanın sonudur. Arkadaşlarının senin hakkındaki düşünceleri çok önemlidir. İmaj senin için her şeydir.

Çabucak her gördüğüne aşık olursun. Şıp diye seversin, şıp diye nefret edersin. Terk edilince travma yaşarsın. Ve hep karşı taraf suçludur. Sen hep haklısındır.

Birilerine kolayca hayranlık duyabilirsin. Beğendiğin ve hayran olduğun insanların her yaptıkları senin için doğrudur. Sorgulama ihtiyacı hissetmezsin. Onların fikirleri senin fikirlerin olur.

Eleştiriye tahammül edemezsin. Hoşuna gitmeyen bir söz ve harekette hemen küsüverirsin. Ve bazen bundan karşı tarafın haberi bile olmaz:)

Sinirlenince ya asileşir, kapıları çarparsın ya da içine kapanır sessizliğe gömülürsün. Konuşmak senin için işkencedir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz tabi. Nasıl bir ergen olduğunuzu hatırladığınızı düşünüyorum.

Eğer içinizdeki çocuğu büyütmeye karar veren bir yetişkinseniz; bunu ne kadar başardığınızı hiç düşündünüz mü? Ergin olacağım derken Ergen olarak kalmış olabilir misiniz?

Eleştiriye açık mısınız? Hoşunuza gitmeyen bir davranış veya bir söz karşısında hemen alınıp küsüyor musunuz yoksa aksi fikrinizi kavga etmeden konuşabiliyor musunuz?

İstemediğiniz durumlar oluştuğunda veya bir şeyi yapamadığınızda/ başaramadığında kendi hatalarınız ile yüzleşmek yerine başkalarını suçluyor musunuz?

Öfkelenince kapıları çarpıyor , telefonu parçalıyor ve o kişiye hemen engeller koyup arkadaş listenizden çıkartıyor musunuz?

Gereksiz kıskançlık krizleri ile partnerinizi bunaltıp hayatı kendinize ve ona zehir ediyor musunuz? Sosyal medya hesaplarını kontrol edip hafiyecilik oynuyor musunuz?

Terk ettiğinizde veya edildiğinizde hayata küsüp olumsuz düşünceler üretiyor, intikam duygularınızı bilevliyor musunuz?

Eylemlerinizin ve fikirlerinizin çevreniz tarafından onaylanması ve alkışlanması için arkadaşlarınızı ve ailenizi manipüle ediyor musunuz?

Elalem denen tarikata üye misiniz? Elalem ne der diye hayatı kendinize zindan ediyor musunuz? İmajınız mutluluğunuzdan daha mı önemli?

Bedeninizi seviyor musunuz? Bir türlü veremediğiniz 100 gr veya istediğiniz gibi olmayan karın kaslarınız yaşam kalitenizi bozuyor mu?

Marka takıntınız var mı? Kaliteden ziyade markası için bir ürünü tercih ediyor musunuz?

Başkalarının fikirlerini sorgulamadan kabul ediyor musunuz? Veya sık sık fikir değiştiriyor musunuz? Bugün ak dediğinize yarın kara diyebiliyor musunuz?

Ve Dedikodu yapmak hala sizin vazgeçilmeziniz mi?

Eğer bu soruların hepsine ya da bir kaçına evet diyorsanız içinizde anlaşılmayı bekleyen kocaman bir ergen yatıyor:)

20 yaşını doldurmak ile ergin olunmuyor. Gözlemleyin, etrafınızda 40 yaş üstü olup da 20 yaşındaki yeni yetmeler gibi davranan o kadar çok kadın ve erkek keşfedeceksiniz ki… Ama asıl kendinizi sorgulayın! Siz ne kadar Erginsiniz?…

İçinizdeki şu Ergeni büyütün artık!!! Ya da bırakın çocuk kalsın…

Hayata ve ortak bilince katkısı olması dileği ile…

Ne Haliniz Varsa Gülün…

Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 + = 7