Geleceği Planlayabilir misiniz?

Bu aralar kafamdaki deli sorulardan bir de “An’da kalıp an’ı mı yaşamalıyız yoksa geleceğimizi planlamalı mıyız? ”

İş görüşmelerindeki klişeleşmiş olan “5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?” sorusu beni hep istemsiz olarak güldürmüştür. Görüşmeden çıktıktan sonra, evimize gidebileceğimizin bile garantisini veremezken, 5 yıl sonrasını nasıl planlayabiliriz? Düz mantık ile düşünürseniz oldukça mantıklı bence:) Öte yandan an’da kalmak, şimdiyi yaşamak, yarını yarına bırakmak kulağa oldukça sevimli geliyor.

Belki de soruyu yanlış soruyoruz kendimize veya karşımızdakine. Doğru cevaplar için önce doğru sorular sormak gerekiyor. Buradaki doğru soru “Önünüzdeki 5 yıllık vizyonunuz nedir?” olmalı. Önce şunu öğrenelim. Vizyon Nedir?

Vizyon; bugünün hayalini, yarının gerçeği kılmak için ortaya konan zihinsel bir çabadır. Vizyon; beynimizdeki gözdür, radardır. Vizyon sahibi kişi, daha ilk adımı atarken resmin bütününü beyninde canlandırabilir. Vizyon sahibi kişi, bulutların üzerinde gezer ama ayağı daima yere sağlam basar. Yani kendi mevcut gerçeği ile hayali arasında dengededir. Mevcut gerçeğini tam olarak fark eder; neyi, nasıl ve hangi aşamaya kadar değişebileceğini bilir.

Bir vizyonu olmadan geleceği planlayanlar, hayata at gözlükleri ile bakarlar. Sonuç odaklıdırlar. Ayrıntıları kaçırırlar ve hedefleri uğruna yaptıkları her şey onlar için mübahtır. Tek odak noktaları, ne pahasına olursa olsun hedeflerine ulaşmaktır. Vizyon sahibi kişiler ise hayata daha geniş bir perspektiften bakarlar. Esnektirler ve süreç odaklı olurlar. Hedeflerine doğru ilerlerken, Hayat’ın onlara sunduğu işaretleri görürler, iç seslerini duyar ve dinlerler. Bu sayede, süreç içinde yepyeni deneyimler kazanırlar. Edindikleri deneyimler onların vizyonlarını daha da geliştirir, bakış açılarını büyütür. Böylece daha da yükselerek rotalarına kuş bakışı ile bakabilirler.

Vizyon, olumlu ve iyimser bir umut içermelidir. Vizyon olumsuz ve negatif olamaz. Çünkü hiç kimse sisli, puslu ve karamsar bir gelecek hayalinin peşinden gitmek istemez. Hayat, karşımıza başarılar ve fırsatlar kadar, yenilgiler, krizler ve felaketler de çıkarır.  Ama sadece  iyimser ve pozitif bir bakış açısına sahip olanlarımız bu zorluklarla baş edebilecek güçtedir. Negatif ve olumsuz bakış açısına sahip olanlar ise uzun vadede kaybetmeye mahkumdurlar. 

Vizyon, geleceği inşa etmektir. Nasıl ki inşaat firmaları bir projeye başlamadan önce, o projeyi en ince ayrıntısı ile tasarlayıp, projenin maketini oluştururlar, bizler de kişisel olarak hayal ettiğimiz geleceğimizin maketini oluşturup (hayal edip), sonrasında da inşa etmeliyiz. Önce bir mimar gibi düşleyip geleceğimizi tasarlamalı (Ben buna bilinç mimarlığı diyorum) sonra bir mühendis gibi  tasarladığımız bu geleceği hayata geçirmeliyiz. (buna da gelecek mühendisliği diyorum.)

Vizyon, hayal olarak kalırsa bir işe yaramaz. Gelecek ile ilgili hayaller, hayat boyu sürecek bir göreve, misyona dönüşmelidir. Yani bir rotanız olmalıdır. Gündelik hayatımızda A noktasından B noktasına giderken bile bir çoğumuz navigasyon cihazı kullanıyoruz. Cihaz size bir rota planı oluşturuyor ve siz bu rotaya göre hareket ediyorsunuz. Gemiler, uçaklar, denizaltılar vs önceden oluşturulmuş bu rotalar sayesinde yollarına devam edebiliyorlar. Rotasız bir gemi açık denizde kaybolur. Rotasız bir uçuş sizce ne kadar güvenlidir. Peki rotasız  bir hayat bize ne verebilir? Hayattan bir şeyler istemek gerek. Siz isteyeceksiniz ki Hayat da size istediklerinizi versin.

Oluşturduğunuz rotanız boyunca bazen işler ters gidebilir, bu çok normal. Açık denizde ön görülemeyen bir fırtınaya yakalanabilirsiniz veya uçağın motorlarından biri arızalanabilir. Böyle durumlarda, Hayatın size söylemek istedikleri vardır. Hayat size DUR der. DUR ,BEKLE ve DÜŞÜN. İlerlemek kadar durmak, beklemek ve düşünmek de çok önemlidir. Hayat size, buraya kadar nasıl geldim, neleri doğru, neleri eksik yaptım, bundan sonra yoluma nasıl devam edeceğim gibi soruların cevaplarını düşün ve analiz et der. Navigasyon cihazınız bile trafik sıkıştığında  “daha hızlı bir rota bulundu” diye sizi uyarır. Mola verip dinlemek çok önemlidir. 

Tabi ki rotamız boyunca karşılaştığımız güzel manzaraların tadını çıkaracağız. Elbette küçük molalarımız olacak. Rotamız doğrultusunda ilerlerken an’ın da keyfini çıkaracağız.  An’da kalmak ile vizyonumuz doğrultusunda ilerlemeyi dengede tutmalıyız. İkisi birbirini ezmemeli ve geçmemeli. Yan yana beraber yürümeliler.

Elbette bazı durumlarda olayları akışına bırakırız. Ama hayatımızın kontrolünü zamana bırakamayız. Çünkü zaman başıboş akmaya meyillidir ve avareliği sever. Geri dönüşü olmayan tek şey ise zamandır. Bu yüzden hayatımızın kontrolü daima bizim elimizde olmalıdır, zamanın değil. Olayları akışına bırakmak ile zamana bırakmak arasında çok ince bir çizgi vardır. Zamana bırakacağımız durumlar yukarıda bahsettiğim dur, bekle ve düşün molalarıdır ve farklı şeylerdir. Zaman, böyle durumların ilacıdır.

Dünya gerçekliği bize fazla hayal kurmanın doğru olmadığını söyler. Hayalperestler, realistlerin gözünde hep akılsız insanlardır. Hayal kurmaktan korkmamalıyız. Çünkü hayal gücü insanın en önemli silahıdır. Düşlerimiz vizyonumuzdur.  Bugün sahip olduğumuz tüm teknolojiyi hayalperest bilim insanlarına borçluyuz. Bilinçli ve bizi başarıya götürecek hayaller kurmayı öğrenerek geleceğimizi planlayabilir, bu arada da an’ın keyfini çıkarabiliriz.

Yaşam Sanatını iyi icra edebilen insanlar, ne zaman çalışıp ne zaman eğleneceklerini bilenlerdir. Çok başarılı ve zengin olabilirsiniz. Ama eğer bu noktaya gelene kadar bazı şeyleri kaçırdıysanız (çocuğunuzun büyümesi, gençliğiniz, ailenizle mutlu anlar, sağlığınız, gitmek isteyip de bir türlü gidemediğiniz yerler vs) başarılarınızı tekrar düşünmenizi öneririm. 

Huzurlu, mutlu ve farkındalıklı bir yaşam sürmek, hayattaki en büyük başarıdır. Çünkü gelecek, ufuk çizgisi ve gökkuşağı gibidir. Ufuk çizgisini asla yakalayamazsınız. Yaklaştıkça uzaklaşır sizden. Önemli olan gökkuşağının altından geçmeye çalışırken katettiğiniz yol ve o yoldaki deneyimlerinizdir. Gökkuşağının altından geçeceğim diye, o eşsiz manzarayı kaçırmayın lütfen. Çünkü yolun sonunda elinizde kalacak olan tek şey, bu yolda edindiğiniz deneyimler, tatlı ve acı hatıralar olacaktır.

Hayata ve ortak bilince katkı sağlaması dileğiyle…

Ne Haliniz Varsa Gülün…

Sevgilerimle,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

64 + = 66