Aşk Yine de Aşk….

Geçen akşam iki arkadaşımla, bahçemde yaz bitmeden keyifli ve uzun uzun sohbet etme fırsatı yakaladık. Tabi ki mevzu kadın-erkek ilişkilerine döndü. Bir kadın olarak erkek arkadaşlarımla bu konuyu konuşmayı çok seviyorum. Her iki taraf da birbirlerinden farklı bakış açıları yakalıyor. Kadın erkek ilişkilerinde affetmekten tutun da güvenmeye ve sevgi kalitesine kadar geniş bir yelpazede sohbet ettik. Yelpazenin de maşallahı varmış, açıldıkça açıldı:)

Gecenin sonunda ise beyler tezimi kabul etmek zorunda kaldılar;

“Kadınlar kafalarına koyduklarını, Erkekler ise işlerine geleni yapıyorlar.” 🙂

Biten ilişkilerin veya evliliklerin ardından bir taraf diğerinden daha fazla zarar görüyor. Biri hep daha fazla üzülüyor. Birbirimizi suçluyoruz ama ilişkinin bitmesine biz izin veriyoruz, çünkü vazgeçiyoruz.  Gel gör ki karşı tarafı bir türlü affedemiyoruz çünkü aslında kendimizi affedemiyoruz. Kendimizi affettiğimiz zaman karşı taraf umurunuzda bile olmuyor. Kimseyi affetmek zorunda değilsiniz ama kendinizi affetmek zorundasınız. Aksi takdirde özgürleşemiyorsunuz. En zor olanı ve uzun zaman alanı insanın kendisini affetmesidir. Kendinle yüzleşmek, hatalarını görmek ve kabul etmek zordur. Çünkü tüm bunları fark etmek değişmenizi gerektir. Ve kimse değişmek istemez…Bunları başardığınız takdirde kendinize olan öfkeniz geçecek ve diğer kişinin hayatınızda bir anlamı olmayacaktır.

Diyelim ki kendinizi affettiniz ve yeni bir ilişkiye hazırsınız. Yeni bir ilişkide güven problemi yaşama ihtimaliniz yüksek bir olasılık. Hayatınıza girmeye çalışan yeni birine sürekli gardınızı alırsınız ve güvenli modda devam etmek istersiniz. Yine aynı şeyleri  yaşamaktan korkarsınız. Halbuki karşı tarafın bu konuda hiç bir suçu yoktur. O ne yaşadığınızı bilmez bile…. Ama biz biliyoruz ve eski hatalarımızdan dersimizi alıp yeni başlayan bir ilişkiyi daha kolay yönetebiliyor olmamız gerekiyor. Herkes benzer şeyler yaşıyor ve hepimiz birbirimizden bir şeyler öğreniyoruz. Her şeyi bizzat kendimiz deneyimleyemeyiz. Bazen başkalarının yaşadıkları da bize kılavuz olabilir. Dostlarımızın yaşam tecrübelerinden kendimize de pay çıkartabilmeliyiz.

Böyle durumlarda güven duygumuzu karşı tarafta değil kendi içimizde aramalıyız. Bu durumu yönetebileceğimize güvendiğimizde her şey daha kolay olacak. Kendi özümüze güvenmezsek karşımıza çıkan hiç kimseye güvenemeyiz. Güven duygusunu partnerimizden değil kendimizden almalıyız. İhanete uğramış veya bir takım yalanlarla kandırılmış olmanız sizin ile ilgili değil karşı taraf ile ilgili bir durumdur. Yaşanan tüm bu olumsuz olaylar güven duygunuzu zedelememelidir. Bu sizin değil karşı tarafın acizliğinden kaynaklıdır.  Ama fark ettiğiniz an yapacağınız seçimler sizindir. Böyle bir durum karşısında takınacağınız tavır sizin seçiminizdir. Bu da karşı tarafın suçu değildir.

Yaşadıklarımızın hiç biri bir anda olmaz. Öncesinde hep sinyaller verir. Biz bu sinyalleri ya görmeyiz ya da görsek bile bilinçli olarak fark edemeyiz. Fark ettiğimiz zaman ise artık geç olmuş ve ipler kopmuştur. İpin inceldiğini gördüğünüz anda müdahale etmek en güzelidir ama ola ki koptuktan sonra fark ettiniz en fazla poponuzun üstüne düşersiniz. Düştüğünüz yerde kalmak ve mızmızlanmak ya da kalkıp poponuza bulaşan tozları temizleyip yolunuza devam etmek yine sizin seçiminizdir.

Size tavsiyem problemlerinizi sadece hemcinsleriniz ile değil, karşı cinsten dostlarınızla da konuşun. Kadın kadına, erkek erkeğe gaz vermekten başka bir şey yapmıyor. Gecenin sonunda ya sarhoş ya da daha çok öfkeli oluyorsunuz.  Ama karşı cinsten güvenebileceğiniz dostlarınızla konuşmak her zaman daha verimli olur ve büyük resmi görmenizi sağlar.

Sizlere son tavsiyem ne yaşamış olursanız olun asla Aşk’tan vazgeçmeyin…

Aşkınızı karşı tarafa sunmaktan korkmayın. Karşı taraf bunun kıymetini bilir ya da bilmez, bu durum sizi de ilgilendirmez. O karşı tarafın problemidir ve sizi değersizleştirmez. Siz kendinizi eksiltmeden aşkınızı yaşamaya  devam edin. Çünkü yaşadığınız aşk sizin, özünüz ile yaşadığınız aşkın başka bir bedende vücut bulmuş halidir. Karşı taraf sadece sizin aşkınızın bir yansımasıdır. Özünüzün aynasıdır. Kendimizi keşfetmek için aşktan daha güzel bir yol bilen varsa bana da anlatsın…

Osho’nun dediği gibi;

“Aşk dünyadaki en iyileştirici güçtür. Hiçbir şey ondan daha derin değildir. O yalnızca vücudunu, zihnini iyileştirmekle kalmaz, ruhunu da iyileştirir. Senin gerçek var oluşun aşk ile gelişir.”

Ortak bilince katkısı olması dileği ile…

Ne Haliniz Varsa Gülün…

Sevgiyle ve Aşk ile kalın…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 36 = 45